Gelecek Partisi'ni fesheden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'cumhurbaşkanına hakaret' soruşturmasında ifade verdi.
Ankara Adliyesi'nden çıkışta basın mensuplarına açıklama yapan Ahmet Davutoğlu, soruşturmaya konu olan ifadelerin 2021 yılında bir provokatörün sözlerine karşı 'dosdoğru olmanın gereği' ifadeler olduğunu söyledi ve "O sözlerimin arkasındayım." dedi.
Ahmet Davutoğlu hakkında "Bir kuruş haram lokma yemedim. Onlara da haram lokma yemeyin dedim. Yediler. Çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı. Akrabalarını zengin etti. Beş tane müteahhide Türkiye'yi peşkeş çekti." sözleri üzerine soruşturma açılmıştı.
"Yargıya duyduğum saygı, adalet idealine duyduğum hürmet dolayısıyla benden talep edilen ifadeyi verdim." diyen Davutoğlu, "Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan, düşüncesini ifade ettiği, eleştirilerini dile getirdiği için şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Bunu hüzünle karşılıyorum." dedi.
Türkiye'den ve yurt dışından konuyla ilgili gelen görüşme ve demeç alma taleplerini reddettiğini ifade eden Davutoğlu, "Kendi ülkemin yargısının bir olumsuz algıyla anılmasını asla istemedim. Böyle bir durumu savunmak bile bana zül olur." dedi.
Gazetecilerin sorularına da cevap vermeyen Davutoğlu, "Çünkü bu benim şahsi itibarım değil, ülkemin itibarı." ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da Adliye'ye gelerek Davutoğlu'na destek verdi.
"5 gün bekleyemediniz"
Savcılığa verdiği ifadede de her bir sözünün arkasında olduğunu belirten Davutoğlu, konuşmasında hakaret unsuru aramak yerine ortaya attığı iddiaların soruşturulması gerektiğini savundu.
Oğlu Mehmet Davutoğlu'nun 12 Eylül'deki düğünü nedeniyle ifadeyi 14 Eylül'de verme talebinin önce kabul gördüğü ancak daha sonra 7 Eylül tarihinin belirlendiğini de belirten Davutoğlu, "Bu yaklaşım, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun öngördüğü usullerle, hukuki güvenlik ilkesiyle ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır. Trajikomik olan, soruşturma açmak için 5 yıl bekleyen savcılığın ifademi almak için 5 gün bekleyememesidir." ifadelerini kullandı.
Davutoğlu şöyle devam etti:
Kamu kaynaklarının kullanımı, nepotizm, liyakatsizlik ve belirli zümrelere tanınan imtiyazlar konusunda o gün ne söylediysem bugün de o sözlerin sahibi ve savunucusuyum. Üstelik o konuşmada yaptığım tespitler, aradan geçen zamanda yaşanan gelişmelerle güncelliğini korumakla kalmamış, acı tecrübelerle doğrulanmıştır; ağırlaşarak da devam etmektedir. Bu gerçekleri dile getirmem hakaret değildir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı, bu ülkeye Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak hizmet etmiş bir devlet adamı ve bir siyasi partinin genel başkanı sıfatıyla tarihî, ahlaki ve siyasi sorumluluğumdur. Siyasi hayatım boyunca akraba kayırmacılığına, liyakatsizliğe, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına ve yolsuzluğa karşı tavizsiz mücadele verdiğime aziz milletim şahittir.
AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, siyasetçilere ve kamu gücü kullanan kişilere yönelik kabul edilebilir eleştirinin sınırları, sıradan bireylere göre çok daha geniştir, bu tür görevleri yüklenen kişilerin bu kabulle hareket ettikleri varsayılır.
Davutoğlu, konuyla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini talep etti.





