İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Körfez ülkeleri İran'a karşı askeri bir tepki verirse, Türkiye bu askeri ittifakın mutlaka dışında kalmalıdır. Savaşı bölgesel bir savaş olarak tanımlamak yerine, ABD-İsrail-İran savaşı olarak tanımlamalı, kendisine sıçramaması için gayret göstermelidir." dedi.

Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünya düzeninin değiştiğini, yarınlara dair kaygıların göğüsleri daralttığını, insan aklının adeta deliler tarafından esir alındığını, dünyanın savaşa, kaosa ve kargaşaya sürüklendiği bir dönemin yaşandığını söyledi.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını anımsatan Dervişoğlu, daha önceki konuşmalarında Türkiye'nin İran savaşına askeri şekilde müdahil olmaması gerektiği yönünde uyarılar yaptığını hatırlattı.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, İngiltere'de
Suriye Cumhurbaşkanı Şara, İngiltere'de
İçeriği Görüntüle

Dervişoğlu, bu savaşta bir dönüm noktasına geldiklerine işaret ederek "Donald Trump yönetimi, Tahran'da konuşabileceği bir yönetim arzu ettiğini ve nükleer çalışmaların sonlanması başta olmak üzere yeni yönetim ile anlaşabileceğini söylüyor. Bunun olmaması durumunda ise İran'ı bütün enerji altyapısını imha etmekle ve Hark Adası'nı işgal etmekle tehdit ediyor. Öte yandan Tahran'daki yönetim ise bu talepleri egemenlik haklarına karşı açık bir saldırı olarak değerlendirmekte ve Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutacağını, ABD varlığının bulunduğu bölge ülkelerini de hedef alacağını söylemektedir." diye konuştu.

"Türkiye, ittifaklardan dışlanacak adımlar atmamalı"

Bu savaşın bir an evvel bitmesini istediklerini belirten Dervişoğlu, yaşanan krizin dünya ekonomisine yükü her geçen gün artarken, savaşın şiddetini artıracağını öngördüklerini, mevcut durumun sonlanması için tarafların geri adım atmaması durumunda ABD ve İsrail'in kazanmak, İran rejiminin ise ayakta kalmak için her adımı atabileceği bir döneme girdiklerini kaydetti.

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, şöyle devam etti:

"Böyle bir durumda Türkiye için tarafsızlığını korumak her zamankinden daha zor olacaktır. Ancak bunu başarmak zorundadır. Türkiye, duygusal malum odakların refleksleriyle, Avrasyacı propagandanın etkisiyle geleneksel ilişkilerini bozacak, ittifaklardan dışlanacak adımlar atmamalıdır. Topraklarının İran'a karşı savaşta kullanılmasına da asla izin vermemelidir. Bu savaştan Türkiye, tek bir vatandaşının burnu bile kanamadan çıkmaya muvaffak olmalıdır. Aynı şekilde Türkiye sebebiyle de hiçbir insana zarar gelmemelidir."

Dervişoğlu, 1980-1988 yılları arasında gerçekleşen İran-Irak savaşı sırasında Türkiye'nin izlediği dış politikanın yol gösterici olduğunu belirtti.

Türkiye'nin Şam ve Bağdat ile ilişkilerini yakın tutup, bu ülkelerin toprak bütünlüklerinin olumsuzluklardan etkilenmemesi için gayret göstermesi gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, bütün bunlarla birlikte eş zamanlı olarak "İmralı sürecinin" sona erdirilmesi ve "milli kimliği zayıflatan söylemlerin" derhal terk edilmesi gerektiğini söyledi.

"Türkiye'nin bir seçime ihtiyacı var"

Konuşmasının ardından çıkışta gazetecilerin sorularını cevaplayan Dervişoğlu, "terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı Adası'nda yeni konut yapıldığı" iddialarının sorulması üzerine, şöyle konuştu:

"Bizlerin de birtakım duyumlarımız var. Orada bir yerleşke inşa edildiğini, Abdullah Öcalan'a vadedilen statünün de o yerleşkeyle yaşam bulacağını ifade edenler var. Türkiye'de boş kalmış bir sürü konut var. Türkiye nüfusu fazla, yapılan her yere yerleşecek adam vardır. Abdullah Öcalan denen caniye eğer bu hükümet bir özgürlük tanıyacaksa, bunun pazarlığını kapalı kapıların ardında yapmasın. Biz bunu TBMM'de duyalım."

Dervişoğlu, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ara seçime ilişkin açıklamalarına" yönelik soruya ise "Türkiye yönetilemiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin bir seçime ihtiyacı var. Bu seçim ortamının ortak bir akılla inşa edilmesi lazım. Türkiye'nin bu gerginlikten, kutuplaşmadan kurtarılması lazım. Devleti devlet yapan müesseselerin siyasetin aparatı olmaktan çıkarılması lazım. Türkiye'nin genel anlamıyla seçime ihtiyacı vardır. Türkiye artık bu hükümeti, bu hükümetin dayattığı sistemi kaldıracak durumda değildir." şeklinde yanıt verdi.