Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye'nin mali şeffaflık alanında 2015 yılından bu yana önemli ölçüde iyileşme kaydettiğini açıkladı.

IMF'nin raporunda, "Türkiye, Mali Şeffaflık Kodu'nun ilkelerinin yaklaşık üçte ikisi bakımından iyi veya ileri düzeyde olarak değerlendirilmekte olup ilkelerin yaklaşık üçte birinde iyileşme kaydedilmiştir. Bu durum, Türkiye'yi Mali Şeffaflık Değerlendirmesi'ni tamamlamış ülkelerin en üst sıralarında yer alanlar arasına taşımaktadır." denildi.

Türkiye, mali raporlama ile mali tahmin ve bütçeleme sütunlarında en güçlü performansı sergiledi. Mali riskler sütununda ise daha sınırlı ilerleme kaydedildi. Bu alandaki eksiklikler arasında mali risk beyanı gibi özetleyici bir raporun bulunmaması ve mali risk analizlerinde bazı önemli boşlukların olması yer alıyor.

Bu uygulamalara rağmen Türkiye'nin mali raporlaması, kamu maliyesinin anlaşılmasını güçleştiren önemli eksiklikler içerebildiği kaydedildi. IMF'ye göre, bazı durumlarda bu eksiklikler makroekonomik açıdan kritik öneme sahip olabilir. İstatistiksel raporlama genel olarak oldukça güçlü olmakla birlikte, 2023 yılında meydana gelen yıkıcı depremin ardından yürütülen yeniden inşa çalışmalarına ilişkin harcamaların raporlanma zamanlamasında sorunlar bulunduğu kaydedildi. Bu durum, 2023 yılına ait kamu harcamalarının önemli ölçüde olduğundan yüksek, sonraki yıllara ait harcamaların ise olduğundan düşük gösterilmesine yol açtığı belirtildi.

Türeli: Alacaklılara fon statüsü verilmesi kanuna aykırı
Türeli: Alacaklılara fon statüsü verilmesi kanuna aykırı
İçeriği Görüntüle

Borç garantilerine ilişkin mali risk raporlaması etkileyici düzeyde olmasına rağmen, Türk lirasında yaşanan sert değer kaybının ardından önemli maliyetler doğurarak devletin üstlendiği ve artık aşamalı olarak sona erdirilmiş bulunan kur korumalı mevduat uygulamalarından kaynaklanan mali risklerin yeterince ele alınmadığı kaydedildi. Son olarak, genel yönetimi esas alan mali raporlarda, Türkiye Varlık Fonu ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) gibi kamu iktisadi kuruluşlarına yeterince yer verilmediği, oysa bu kuruluşların, bilançonun ve kamu faaliyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturduğu kaydedildi.

Mali Şeffaflık Değerlendirmesi (FTE), mali durumun kapsamlı bir görünümünü sunuyor. Değerlendirmeye göre kamu sektörü gelirleri GSYH'nin yüzde 50'sine, harcamaları yüzde 55'ine, net borçlanması ise yüzde 5,8'ine karşılık geliyor. Son on yılda önemli ölçüde büyüyen kamu iktisadi kuruluşları sektörü de kayda değer açıklar veriyor.

Kamu sektörü bilançosu da geniş bir kapsama sahip. Varlıkların değeri GSYH'nin yüzde 206'sına, yükümlülüklerin değeri yüzde 97'sine, pozitif net değerin ise yüzde 109'una karşılık geliyor. Mali riskler önemli boyutlarda olmakla birlikte, kamu sektörünün ekonomide geniş bir yer tuttuğu büyük bir yükselen piyasa ekonomisi için olağan kabul edilen sınırlar içerisinde olduğu vurgulandı.

Tavsiyelerin Özeti

Değerlendirmede, mali raporların kapsamlılığını, kalitesini, karşılaştırılabilirliğini ve güvenilirliğini artırmaya yönelik çeşitli tavsiyelere yer veriliyor. Bu kapsamda, hâlihazırda yüksek kaliteli olan Devlet Mali İstatistikleri (GFS) raporlamasının tüm kamu sektörünü kapsayacak şekilde genişletilmesi; genel yönetimi, TOKİ dâhil tüm kamu iktisadi kuruluşlarını ve Türkiye Varlık Fonu'nu kapsayan konsolide gelir tabloları ve bilançolar hazırlanması öneriliyor. GFS raporlarında ve bütçe gerçekleşmelerinde, deprem harcamaları fiilen yapıldıkları yıllarda raporlanması tavsiye ediliyor. Bu raporlamanın, hem devlet tarafından yapılan sermaye transferlerini hem de TOKİ ve ilgili taraflarca gerçekleştirilen nihai yeniden inşa harcamalarını kapsaması gerektiği belirtildi. Ayrıca hükümet, bakanlıklar, döner sermayeler ve bütçe dışı fonlar dâhil tüm merkezi yönetim kuruluşlarını konsolide eden ve IPSAS ile uyumlu yıllık bir mali tablo yayımlamaya yönelik planlarını hayata geçirmesi ve Sayıştay tarafından denetlenmesi gerektiği vurgulandı.

Raporda şöyle denildi: "Türkiye, bütçe belgelerinde hükümetin mali hedefini açıkça ilan ederek, yayımlayarak ve hedefe ilişkin gerçekleşmeleri raporlayarak mali tahmin ve bütçeleme süreçlerini daha da güçlendirmelidir. Ayrıca, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na (KMYKK) hükümetin bu yükümlülüğü yerine getirmesini öngören bir hüküm eklenmelidir. KMYKK ve yıllık bütçe kanununda, bütçe yılı içerisinde değişiklik yapılmasına imkân tanıyan çok sayıdaki yöntemin gözden geçirilerek sadeleştirilmesi ve bu yöntemlerin ek bütçe süreci kapsamında birleştirilmesi de mümkündür.

Mali Şeffaflık Değerlendirmesi, mali risk yönetiminin ve şeffaflığının iyileştirilmesine yönelik çeşitli öncelikler ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, tüm garantiler ve koşullu yükümlülükler, kamu-özel sektör işbirliği projeleri ve demografik riskler dâhil olmak üzere devletin karşı karşıya olduğu başlıca riskleri bir araya getiren yıllık bir mali risk raporu hazırlanmalıdır. Mevcut kamu iktisadi kuruluşları raporu da Türkiye Varlık Fonu ve TOKİ'ye ilişkin mali bilgilerin eklenmesi ve devlet ile kamu iktisadi kuruluşları arasındaki işlemlerin daha ayrıntılı düzeyde sunulması yoluyla güçlendirilmelidir. Bu adımların atılması, IMF'nin Mali Şeffaflık Değerlendirmeleri (FTE) ve Standartlar ve Kodlara Uyum Raporları (ROSC) aracılığıyla belgelenen onlarca yıllık ilerlemenin ve kapsamlı reformların devamını sağlayarak Türkiye'nin mali şeffaflığının kalitesini daha da artıracaktır."