Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan ziyareti dönüşünde gazetecilerin sorularını cevaplayarak 'Terörsüz Türkiye' sürecini değerlendirdi.

Erdoğan, sürecin ne zaman tamamlanmasının öngörüldüğüne ilişkin soru üzerine, "Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var." değerlendirmesini yaptı.

Sürece dair ilgili kurumların eş güdüm içinde çalıştığını, bugün gelinen noktada Meclis'in ortaya koyduğu güçlü mutabakatın önemli ve çok kıymetli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Alo Adalet 135 hattı hizmete sunuldu
Alo Adalet 135 hattı hizmete sunuldu
İçeriği Görüntüle

"Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siz iç cephenin güçlendirilmesine çok önem veren bir lidersiniz. Siz önem verirken DEM Parti'den zaman zaman aykırı seslerin gelmesi 'toplumsal bütünleşmeye hizmet etmiyor' yorumlarına yol açıyor. Bunu aşacak yeni dil nasıl inşa edilecek? Tavsiye ve çağrınız ne olabilir?" sorusu üzerine, meseleye dar çerçeveden bakamayacaklarını, samimi, sorumlu ve sağduyulu olacaklarını ve kardeşliği koruyacaklarını belirtti.

Konuya en geniş perspektiften yaklaştıklarını ve hedefe de böyle odaklandıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz." ifadesini kullandı.

Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemlerinin olabileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz."

"Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün Suriye'deki yapılanması YPG-PYD'nin fesih kararına" ilişkin soru üzerine, açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına memnuniyet duyduğunu söyledi.

Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı."

"Amerika'nın Suriye politikasıyla ilgili özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğünü vurguladığını görüyoruz. Hatta Amerikalılar da 'tek bayrak, tek ordu' söylemini vurgulamaya başladılar. Bu vesileyle Washington ile Türkiye'nin yıllardır savunduğu bu Suriye politikası arasında bir yakınlaşma görüyor musunuz?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak Suriye konusunda dün ne söylediyseler bugün de aynısını söylediklerini ifade etti.

Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söylediklerini ve neticede haklı çıktıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Demek ki Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye'deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye'nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer."

"Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesiyle bağlantılı olarak S-400'lerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi yönünde adım atılabileceği iddialarının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmesinde gündeme gelip gelmediğine ilişkin soru üzerine, Putin ile ikili gündemlerindeki her konuyu ele aldıklarını söyledi.

Türkiye'nin, F-35 programının ortaklarından biri olduğunu ve program kapsamında ciddi katkılar sunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika'daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası budur." değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde Karadeniz'de ticari ve Türk gemilerinin hedef hâline gelmesi konusunun Rusya Devlet Başkanı Putin'le görüşmesinde gündeme gelip gelmediği ve ortak bir çözüm geliştirilip geliştirilmeyeceğine ilişkin soruya da yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemilerin değil, Karadeniz'deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin Türkiye için önemli olduğunu vurguladı.

Taraflar arasındaki mücadelenin, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmaması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var." diye konuştu.

"Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yoktur"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan'ın gayriaskeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmaya devam etmesi hâlinde Türkiye'nin izleyeceği tutuma ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan'la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş'tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."