Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, “Bu sürecin nasıl geliştiğini takip ve kontrol etmek için TBMM’de bir komisyon kurulacaktır. 1 Ekim’de Meclis’in resmi açılışı sağlandıktan sonra Meclis’te partilerin tamamının katılımıyla bir komisyon kurularak bu sürecin nasıl devam ettiği takip edilecek, izlenecek, kontrol edilecek ve TBMM, dolayısıyla millet bilgilendirilecektir.” dedi.

Kurtulmuş, 39. Ahilik Haftası kutlamaları dolayısıyla bulunduğu Kırşehir’de dün akşam sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi.

Arpaguş'tan imamlara: Çözüm sürecinde inisiyatif alın
Arpaguş'tan imamlara: Çözüm sürecinde inisiyatif alın
İçeriği Görüntüle

Ahiliğin öğrettiği dayanışma ve kardeşlik kültürünün bir parçası olarak, Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden Terörsüz Türkiye sürecini de şu ana kadar fevkalade başarılı bir şekilde getirdikleri vurgulayan Kurtulmuş, toplumda bu meseleye olan sahiplenmenin güçlenerek devam edebilmesi için sivil toplum kuruluşlarıyla konuyu müzakere etmenin faydalı olacağına inandığını söyledi.

Cumhuriyetin ilk asrının geride kaldığını ve bu sürede çok büyük kazanımların elde edildiğini, Türkiye’nin hep ileriye gittiğini belirten Kurtulmuş, ilk asrın en büyük sorununun terör olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin son 50 yılda terör nedeniyle kaybettiklerine dikkati çeken Kurtulmuş, “İçinde bulunduğumuz dönemin bizim için bir zorunluluk haline getirdiği bir konu olarak bu mesele ele alınmış ve Terörsüz Türkiye hedefi sadece Türkiye’yi ilgilendiren değil, aynı zamanda terörsüz bölgeyi oluşturacak bir adım olarak devlet aklıyla millet vicdanını buluşturarak gerçekleştirilmeye başlanmıştır.” dedi.

“İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın”

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan çatışmaların bölgeyi bir yangın yerine döndürdüğünü dile getiren Kurtulmuş, özellikle İsrail’in arz-ı mevud planları çerçevesinde bu bölgedeki halkların tamamını düşman halklar olarak görmesinin bir sonucu olarak, bölgede çatışmalardan etkilenmeyen ülkenin kalmadığına dikkati çekti.

İsrail’in son birkaç yıl içerisinde Gazze ve Batı Şeria başta olmak üzere Filistin’e, İran’a, Irak’a, Suriye’ye, Lübnan’a, Yemen’e, Katar’a fiilen saldırdığını belirten Kurtulmuş, “İsrail’in temel hedefi, bu bölgedeki halkların birbirine düşmesi, birbirini yemesi ve kendi arz-ı mevudunu gerçekleştirmesidir. Çok açık söylüyoruz, İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın,

Türkiye olarak biz bu bölgeyi derleyip toparlayacağız ve yolumuza devam edeceğiz.” dedi.

İsrail başta olmak üzere bütün emperyalist ülkelerin kullandığı en önemli araçlardan birisinin terör örgütleri olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zor, oyunu bozar. Onların aklı varsa bizim de aklımız var. Onlar bölmek ve parçalamak istiyorsa biz de birleştirmek ve bütünleştirmek istiyoruz. Onlar dağıtmak istiyorsa biz toparlamak, birlikte bir araya getirmek istiyoruz. İşte bunun ilk adımı olarak Terörsüz Türkiye meselesi bir devlet projesi olarak gündeme gelmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, Sayın Devlet Bahçeli’nin vermiş olduğu büyük bir destekle ve diğer bütün siyasi partilerin verdiği büyük destekle bu noktaya kadar gelmiştir. Artık Türkiye'de bundan sonra sonucu alacağız ve Türkiye’de hiçbir salonda, hiçbir toplantıda terör kelimesi bile gündeme gelmeyecek, terör Türkiye'nin gündeminden kalkacak.”

Terörsüz Türkiye'nin inşa edilmesi kararı ortaya çıktıktan sonra, TBMM'de 5 Ağustos 2025’te bir parti hariç parlamentoda var olan siyasi partilerin tamamının bir araya geldiğini, 21 toplantıda Türkiye'nin farklı kesimlerinin tamamının orada dinlendiğini ifade etti.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’nun, Türkiye demokrasisinde görülmemiş bir ittifak örneğiyle Komisyon’da bulunan 50 milletvekilinin 47'sinin oyuyla kabul edildiğini dile getiren Kurtulmuş, bu yıl 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu’nda 467 milletvekilinin evet oyuyla Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Teklifin kabul edildiğini kaydetti.

Kurtulmuş, “Bu açılan kapıda önümüzde yeni bir yol var. Bu yol kardeşlik, esenlik, barış yoludur. Güçlü ve büyük Türkiye'nin yoludur. Çünkü bu coğrafyada artık Türkiye bütün yüklerinden kurtulmak, tam manasıyla güçlü bir ülke olarak yoluna devam etmek mecburiyetindedir." diye konuştu.

Herkesin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirerek, gereken adımları atarak, yoluna devam edeceğini aktaran Kurtulmuş, yeni dönemde ayrımcı ve ayrılıkçı dilin kullanılmaması uyarısında bulundu.

"Dilimizi kontrol etmek gerekiyor"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bu yeni süreç, dillerimizi yeniden kontrol etmeyi gerektiriyor. Artık bundan sonra Türkiye’de kimsenin ayrılıkçı bir şekilde konuşmasını istemiyoruz. Kimsenin de ayrımcı bir dil kullanmasını istemiyoruz. Herkes dikkat etmek durumundadır. Söylediği her söze herkesin dikkat etmesi lazım. Biliyorsunuz Türkçede dil, sadece konuştuğumuz sözden ibaret değildir. Dil aynı zamanda gönül manasınadır. Gönlü temiz olmayanın dilinden de temiz söz çıkmaz. Dilinden ne söylerse söylesin, insan aslında gönlünde olanı ortaya koyar. Herkes artık kendisini kardeşliğe, dayanışmaya, iş birliğine ve güçlü bir Türkiye'yi kurmak için nasıl hareket edebiliriz düşüncesine göre ayarlaması lazım.” diye konuştu.

Kanunun titiz bir şekilde hazırlandığını belirten Kurtulmuş, “Sizi temin ederim ki ülkenin birliğini ve beraberliğini, milli bütünlüğümüzü ya da ülkemizin geleceğini tehdit edecek bırakın bir cümleyi, bir kelime bile yoktur. Defalarca kontrol edilmiş, tartışılmış ve sonuçta bütün milletimizin hassasiyetlerini gözetecek, şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhlarını rahatsız etmeyecek fevkalade düzgün bir metin çıkarılmıştır." dedi.

Sürecin başarılı bir şekilde yürütülmesine ilişkin emniyet siboplarının 12 maddelik hukuki düzenlemenin içine konulduğunu anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Üç tane emniyet sibobu var. Birincisi, bazı arkadaşlar söylediler ya, 'Örgüt silah bırakmazsa…' Yok böyle bir şey. Yasa Mecliste kabul edilmiş ama yasanın uygulamaya girebilmesi için örgütün bütün unsurlarıyla birlikte silahlarını bıraktığı ve kendisini feshettiğinin ilan edilmesi, bunun da Milli Güvenlik Kurulu raporuyla, devletin ilgili güvenlik birimleri tarafından tespit ve tescil edilmesi şartı konulmuştur. Yani devletin ilgili güvenlik birimleri örgütün bütün unsurlarıyla kendisini feshettiğini tespit ve tescil etmeden yasa uygulamaya girmeyecektir. İkinci sibop ise Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında oluşturulan ve resmi adı Milli Dayanışma ve Bütünleşmenin Koordinasyonu Kurulu olarak tespit edilen kuruldur. Bu kurul tek tek gelişmeleri, dosyaları inceleyecek, ilgili tekliflerde bulunacak ve süreci detaylı bir şekilde kontrol edecektir. Bu kurulda kim var? Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri gibi devletin en üst kurumlarında güvenlik meselesiyle ilgili dört bakan ve üç başkan var. Bunların hepsi sizin adınıza, millet adına süreci kontrol edecek, ‘Evet’ dedikleri yerde bir karar alınacak."

Meclis’te kurulacak komisyonun da üçüncü emniyet sibobu olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “Bu sürecin nasıl geliştiğini takip ve kontrol etmek için TBMM’de bir komisyon kurulacaktır. 1 Ekim’de Meclis’in resmi açılışı sağlandıktan sonra Meclis’te partilerin tamamının katılımıyla bir komisyon kurularak bu sürecin nasıl devam ettiği takip edilecek, izlenecek, kontrol edilecek ve TBMM, dolayısıyla millet bilgilendirilecektir.” dedi.

Sürecin, dışarıdan bazı güçlerin kontrol ve takibinde olmadığının da altını çizen Kurtulmuş, Türkiye'de devam eden bu sürece ilişkin bir tek üçüncü ve dışarıdan bir göz bulunmadığını, süreci millet adına kontrol edecek olanın TBMM, yürütme organları ve bizatihi milletin kendisi olduğunu kaydetti.

"Onların işi dağıtmak, parçalamak; bizim işimiz toparlamak, birleştirmek, büyütmektir.” sözünü öylesine söylemediğini ifade eden Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye sadece Türkiye'yi ilgilendiren bir mesele değil, bütün bölgeyi ilgilendiren bir meseledir. Şimdi dağıtılan parçalarımızı derleyip toparlama zamanıdır. Bu vazife bu aziz milletin sırtındadır. Bu vazife bu büyük milletin sırtındadır ve Allah’ın izniyle bunu gerçekleştireceğiz." şeklinde konuştu.

Bu bölgeyi Sünni, Şii, Türk, Kürt, Arap, Acem ve başka etnik unsurlar şeklinde bölmenin kimsenin işine yaramayacağını ifade eden Kurtulmuş, “Hatta şunu söyleyeyim. Bizim bu coğrafyadaki gayrimüslim unsurlar bile bizim dağılan parçalarımızdır. Bunların hepsini toplamak Allah’ın izniyle mümkündür. Bunları da ortak bir kaderdaşlık ve ortak hedefler etrafında birleştirip, bütünleştirip yolumuza devam edeceğiz." dedi.

Millet olarak birlik ve beraberlik içerisinde olunmasının önemine dikkati çeken Kurtulmuş, “Nasıl biz birleştirmek, bir araya getirmek istiyorsak, bu topraklarda Türk’ün Kürt’ten hiçbir ayrı kaderi olmadığını ya da Kürt’ün Türk’ten hiçbir ayrı bir geleceği olmadığına inanıyorsak, aynı şekilde Sünni’nin, Alevi’nin birbirinden ayrılmaz bir bütünün parçası olduğuna inanıyorsak, bunları ve diğerlerini dağıtmak için gayret sarf eden nice unsurların olduğunu da biliyoruz. Onun için tek gücümüz vardır. O da millet olarak birliğimiz, beraberliğimiz ve iç kalemizi tahkim etme gücümüzdür." ifadesini kullandı.