Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “İstiyoruz ki gençlerimiz, duygu ve düşüncelerini, hayal ve hedeflerini daima iyiliğe, hayra ve güzelliğe yönlendirebilsinler.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İstanbul’da düzenlenen “GSB Gençlik Merkezlerinde Manevi Danışmanlık Yapanlara Yönelik Eğitim” programına katıldı.

Başkan Arpaguş, Yüce Allah’ın insanı en güzel biçimde yarattığını ve insana birtakım ayırıcı özellikler bahşederek belli bir amaç için dünyaya gönderdiğini belirterek, “Hayat yolculuğunda insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik, onun hem maddi hem de manevi yönünün bulunmasıdır. İnsan, hem fizik alemle hem de metafizik alemle irtibatı bulunan müstesna bir varlık, kamil bir varlıktır. Onun bu iki yönünü birbirinden ayrı düşünemeyiz.” ifadelerini kullandı.

İnsanın biyolojik ihtiyaçları olduğu gibi psikolojik ihtiyaçları da olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Beşeri gereksinimleri kadar manevi ihtiyaçları da bulunmaktadır. Fıtri bir eğilim olan inanma duygusu, söz konusu manevi ihtiyacın bir yansımasıdır. Zira insan, yaşadığı hayatı, ölümü ve tüm varlık alemini inancı sayesinde anlamlandırabilmektedir. Dolayısıyla hiç kimse, inancı dışlayarak veya maneviyatı yok sayarak tam anlamıyla huzurlu bir hayatı elde edemez.” şeklinde konuştu.

Kalbin önemi

“İnancın karar ve istikrar merkezi ise kalptir. Kalp, bir maneviyat karargahıdır. Aynı zamanda kişinin maddi yönü üzerinde de kalbin belirleyici bir rolü vardır. Kalp, insanın hayat kalitesini tayin eden, onun insani ve ahlaki açıdan keyfiyetini şekillendiren en temel unsurdur.” diyen Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“Nitekim Sevgili Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s), ‘Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi, doğru ve düzgün olursa bütün vücut iyi, doğru ve düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.’ buyurmaktadır. İnancın ve hayata yön veren duyguların merkezi olan kalp ne kadar sağlam olursa insan o kadar güçlü ve güvende olacaktır. Kalp ne kadar iyi ve güzel olursa yapılan işler de o kadar iyi ve güzel neticeleri doğuracaktır.”

İnsanın hayat serüveninde karşılaştığı zorluklarla mücadeledeki başarısı, kalbinin sıhhat ve safiyetini korumasına bağlı olduğunu dile getiren Başkan Arpaguş, “Kalbi selim olan ve dolayısıyla maneviyatı güçlü olan, elbette her zorluğun üstesinden gelebilecek ve istikametini muhafaza edebilecektir. Bu sebeple insanı maddi ve manevi boyutuyla bir bütün olarak ele alan İslam, ona kalbini olumsuz duygu ve düşüncelerden arındırmanın yollarını göstermiştir. İnsanlığa akıl, kalp ve ruh bütünlüğü içerisinde kapsamlı bir hayat tasavvuru sunmuştur.” ifadelerini kullandı.

Sünnetin rehberliği

Başkan Arpaguş, “İslam’ın ortaya koyduğu hayat tasavvuru, insanın hem dünya hayatını anlamlandırmasına hem de manevi yönünü sağlıklı bir şekilde inşa etmesine rehberlik etmektedir. Vahyin aydınlatıcı ilkeleri ve sünnetin hayat veren rehberliği sayesinde insan, batıl düşüncelerin karanlığından kurtularak sahih bir inanca; nefsin sınırsız arzularının esaretinden sıyrılarak itminan bulmuş bir hayata ulaşma imkanı bulabilmektedir.” diye konuştu.

İçinde yaşadığımız çağın, insanlık tarihinin en büyük imkanlarını barındırdığı kadar en derin krizlerine de sahne olduğunu anlatan Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:

“Maddiyatın ön plana çıkarıldığı, haz, hız, rekabet gibi eğilimlerin yaşam standardı haline getirildiği ve ekonomik kaygıların doruğa ulaştığı modern zamanlarda insan, maneviyat açısından derin bir boşluğa ve anlamsızlığa mahkum edilmektedir. Maddi ve dünyevi olanın yegane ölçüt olarak sunulduğu, ölçüsüz tüketimin hayatın merkezine yerleştirildiği günümüzde ne yazık ki kalıcı değerlerin yerini geçici arzular almakta; böylece insan, batıl inanç ve duyguların, süfli emel ve arzuların, düşüncelerin girdabında kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya gelmektedir.”

Hakikat arayışının çıkar hesaplarına yenik düştüğü böyle bir düzlemde yalnızlık, kimlik bunalımı, değer aşınması ve ahlaki yozlaşma gibi sorunların büsbütün hayatı kuşattığını kaydeden Başkan Arpaguş, “Böyle bir vasatta bizlere düşen; insanın aklına, kalbine ve ruhuna hitap eden sahih bir manevi rehberliği hayatla buluşturmak olacaktır. Bu sorumluluk, insanı yargılamadan anlamayı ve fıtratına uygun çözümler sunmayı gerekli kılmaktadır. Zira modern insanın en büyük ihtiyacı, daha fazla bilgiye ulaşmak değil; ulaştığı bilgiyi anlamlı bir hayat tasavvuruna dönüştürebilmektir. Bu noktada çağın dilini vahyin ufkuyla buluşturmak, dinin evrensel ilke ve değerlerini hayatın somut gerçeklikleriyle doğru bir şekilde irtibatlandırmak son derece önemlidir.” şeklinde konuştu.

Maneviyatın kaybolduğu yerde hayat anlamsız bir koşuşturma

Başkan Arpaguş, manevi rehberliğin; problemleri sadece teşhis eden değil, onlara çözüm üreten; bireyin yalnızca zihnine değil, gönlüne de dokunabilen bir yaklaşımı zorunlu kıldığını belirterek, “Çünkü gönüllerin ihmal edildiği yerde bilgi kuru bir malumata, maneviyatın kaybolduğu yerde ise hayat anlamsız bir koşuşturmaya dönüşmektedir. Bu sebeple manevi rehberlik alanındaki tüm çalışmalarımız, insanı yeniden kendisiyle barıştırmaya, fıtratının sesini duymasına yardımcı olmayı, yaratılış gayesini hatırlatmayı ve onu hakikatle buluşturmayı hedeflemelidir.” diye konuştu.

Erdoğan: Sıfır Atık hareketi ile 613 milyon ağacı kurtardık
Erdoğan: Sıfır Atık hareketi ile 613 milyon ağacı kurtardık
İçeriği Görüntüle

“Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bizler, tüm çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığıyla, diğer kurum ve kuruluşlarla bu hedefler doğrultusunda hizmetler üretiyoruz. Aziz milletimize ve özellikle geleceğimizin teminatı olan gençlerimize yönelik rehberlik faaliyetlerimizi ibadet aşkı ve şevkiyle yerine getirmenin çaba ve gayreti içerisindeyiz.” ifadelerini kullanan Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Amacımız, modern çağın bireyselleştirici ve yalnızlaştırıcı etkileri karşısında, gençlerin akıl ile kalp, bilgi ile hikmet, madde ile mana arasında anlamlı bir bağ kurmalarını sağlamak ve sorumluluk bilincine sahip bireyler olarak geleceğe hazırlanmalarını temin etmektir. Gençlerimizin dinî bilgi ihtiyaçlarını doğru bir yöntemle karşılamakla birlikte onların manevî, ahlaki ve psikososyal gelişimlerine de azami derecede katkı sunabilmektir.

İstiyoruz ki gençlerimiz, öncelikle büyük bir milletin ve medeniyetin mensubu olduklarının farkına varsın ve kendileri için bu minvalde bir hayat ve gelecek inşa edebilsin. İstiyoruz ki gençlerimiz, duygu ve düşüncelerini, hayal ve hedeflerini daima iyiliğe, hayra ve güzelliğe yönlendirebilsinler. İstiyoruz ki gençlerimiz, her türlü kötü alışkanlıktan, yanlış düşünce ve akımlardan uzak duracak bir şuur ve dirayete kavuşabilsin.”